Babasının işi nedeniyle İzmir’e yerleştiler. İnönü İlkokulu
ve Karataş Ortaokulu’nda okudu. Orta eğitiminin ardından ilk kez Yedi Köyün Zeynebi adlı oyunla
sahneye çıktı. 1932 yılında Şehir Tiyatroları kadrosuna girdi. Üç Saat, Altın Zincir,
Tohum, Gülmeyen Çocuk adlı oyunlarda rol aldı. Ufak tefek yapısıyla ve çocuk görünümlü
fiziğiyle çocuk oyunlarının aranan ismi oldu. Egemen, tiyatronun yanı sıra sinema
filmlerinde de rol aldı. 1933-1952 yılları arasında Karım Beni Aldatırsa (1933),
Söz Bir Allah Bir (1933), Cici Berber (1933), Göçmen Çocuğu (1952) adlı filmlerde
oynadı. Bunun yanı sıra çalışmaları ve Şehir
Tiyatroları’nda öğretmenlik, yönetmenlik ve çocuk oyunları yazarlığı yaptı. Selim
Naşit, Suna Pekuysal, Adile Naşit, Gazanfer Özcan gibi pek çok önemli ismin yetişmesine
katkı sağladı. 13 Ekim 1978 tarihinde İstanbul’da vefat etti. İstanbul Belediyesi
Şehir Tiyatroları, Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin yaptığı sanat kompleksini 2009
yılında Gaziosmanpaşa Ferih Egemen Çocuk Sahnesi olarak açtı.
Onlar Türk Sinemasını bugünki yere getiren unutulmayan, yerleri doldurulamayan emekçilerimizdir.
18 Nisan 2020 Cumartesi
Münir Hayri EGELİ
Yönetmen, senarist 1919’da İstanbul Muallim Mektebi’ni bitirdi. 1922’de Fransa’daki Sorbonne Üniversitesi’nde Psikoloji Bölümü’nden mezun oldu.
Fransa’daki öğrenciliği sırasında Mustafa Kemal Atatürk’ün
isteğiyle Paris Türk Haberler Bürosu’nu kurdu. Türkiye’ye döndükten sonra Ankara
Maarif Müfettişliği, Tayyare Cemiyeti Neşriyat Müdürlüğü, Milli Temsil Akademisi
Müdürlüğü gibi görevlerde bulundu. 1930 yılında Atatürk’ün seyahatini kameraya
çekerek sinemaya başladı. Halkevleri umumi rejisörlüğüne atandı. Atatürk tarafından
sinema konusunda ihtisas yapması için Almanya ve Rusya’ya gönderildi. Atatürk’le
birlikte Ben Bir İnkilâp Çocuğuyum belgeselini hazırlamaya başladı. Ancak Atatürk'ün
rahatsızlığı nedeniyle belgesel tamamlanamadı.
1938 yılında Doğan Çavuş filmiyle yönetmenliğe başladı.
1951’de Cem Sultan ve Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan, 1952’de Yıldırım Beyazıt
ve Timurlenk gibi tarihi dramalara imza attı. Nijat Özön’ün sınıflandırmasıyla “geçiş
dönemi”nde tarihi filmler çeken diğer yönetmenlerle birlikte “takma sakal devri”
diye adlandırılan bir furyanın yaratıcılarından biri oldu.
1954 yılında Refik Halit Karay’ın eserinden uyarladığı
Nilgün isimli filmi Hindistan’da çekti. 1961’de Kolsuz Bebek ismiyle yönettiği yapımda,
üç farklı öyküyü tek bir film içinde anlattı. Birbirinden farklı üç kısa öyküyü
aynı filmde anlatan ilk Türk filmi oldu.
Yönetmen (8): Senarist
(6) Eser (2) : Yapımcı (Prodüktör)
(1)
Efgan EFEKAN
Sinemaya Sami Ayanoğlu’nun yönetmenliğini
yaptığı Battal Gazi Geliyor (1953) filmi ile başladı. Ölmeyen Aşk
(1959) filmiyle ilk başrolünü oynadı. Sonrasında Muhterem Nur’la çift oluşturdukları
filmlerle tanınırlığı arttı. Cumbadan Rumbaya (1960), Mahallenin Sevgilisi
(1960), Aşk Merdiveni (1962), Gizli Sevda (1963), Yedi
Kocalı Hürmüz (1963) gibi filmlerde rol aldı.
1980’li yıllarda televizyon dizilerinin
yaygınlaşmasıyla Efgan Efekan da dizilerde oynamaya başladı. Yaprak Dökümü
(1988), Dudaktan Kalbe (1988) ve Hanımın Çiftliği (1990) gibi edebiyat
eserlerinden uyarlama dizilerin oyuncu kadrosunda yer aldı. 7 Eylül 2005 tarihinde
akciğer kanseri tedavisi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Efgan
Efekan, 6 Mayıs 1935’te İzmir’in Güzelyalı mahallesinde doğdu. 1942 yılında
ailesi İstanbul’a göç edince bir süre Kadıköy’de, daha sonra Cihangir’de
yaşadı. Cihangir İlkokulu’nun ardından Beyoğlu Ortaokulu’nu bitirdi. Ailesinin
maddi sıkıntıları nedeniyle ortaokuldan sonra eğitimine devam etmedi. Tesadüfen
tanıştığı yönetmen Sami Ayanoğlu’nun film şirketinde memur olarak çalışmaya
başladı. O sırada Ayanoğlu’nun yönettiği Battal Gazi Geliyor (1955)
filminde figüran olarak rol aldı ve sinema kariyeri başlamış oldu. Ardından
Florance Nightingale’in hayatını konu alan belgeselde set işçisi olarak görev
aldı. Aynı yıl Ayanoğlu’nun isteğiyle Beyaz Şehir (1955)
filminin oyuncu kadrosunda bulundu. 1956’da askerliğini yapmak üzere Denizli’ye
gitti. Askerlik dönüşünde sinema dünyasından uzak kaldı. Çalıştığı film şirketi
iflas ettiği için Balıkesir’de pilot olan ağabeyinin yanına gitti. İstanbul’a
dönünce muhasebecilik yapan eniştesinin yanında çalışmaya başladı.
Dört
yıllık aranın ardından 1959’da Faruk Kenç’in yönettiği Ölmeyen
Aşk (1959) filmi için teklif aldı. Buradaki performansı
sayesinde dikkat çeken sanatçı, daha sonra Lütfi Akad’ın Yangın
Var (1960) filminde rol aldı. Aynı yıl Cilalı
İbo’nun Çilesi (1960) filminin kadrosunda yer aldı. Bu sırada
İstanbul Opereti ile bir aylık sözleşme imzalayarak Paşa Hazretleri ve Varan
Üç oyunlarında sahne aldı. Ancak tiyatroya devam etmedi. Cumbadan
Rumbaya (1960) filminde Çolpan İlhan’la, Mahalle
Arkadaşları (1961) filminde Suna Selen’le, Mahallenin
Sevgilisi (1960) filminde Muhterem Nur’la, Yasak
Aşk (1961) filminde Nilüfer Aydan’la başrolü paylaştı.
60’ların
ikinci yarısında Ankara’da bulunan Japon Bahçesi adlı gazino ile anlaşarak ses sanatçılığına
başladı. Burada dikkatleri yeniden üzerine çekti ve önce Maksim Gazinosu’ndan,
sonra da film şirketlerinden teklifler aldı. 1969’da üç filmde birden rol aldı.
Ancak 70’li yıllarda sinemadan uzak kaldı. Beş yıllık aranın ardından 1974’te
Temel Gürsu’nun yönetmenliğini yaptığı Kısmet (1974) filminde rol
aldıktan sonra yeniden uzun bir süre sinemada görünmedi. Bu arada kardeşi Ümit
Efekan da sinema dünyasına girmişti. 1981’de iki kardeş, biri yönetmen
koltuğunda, diğeri oyuncu olarak Kürtaj (1981) filminde bir
araya geldi. Bu birliktelik daha sonra Alev Gibi (1986), Hayat
Köprüsü (1986), Canevimden Vurdular (1987), Öğretmen
Zeynep (1989) ve Utan (1990) filmleriyle
devam etti. 1987 – 1993 yılları arasında çoğunlukla ikincil rollerde göründü.
1993’ten sonra sinemadan uzaklaşan sanatçı, televizyon dizilerinde rol almaya
devam etti. Sırtlan Sofrası (2004) adlı televizyon
dizisiyle birlikte televizyon kariyerini de noktaladı. (Yazan:
Hasan Sakin)
Gülderen ECE
1939 - ?
Gerçek adı Ayhan Gürsoy olan Gülderen Ece, 1 ocak 1930'da Çanakkale'de doğdu.1951 de yapılan bir güzellik yarışmasını kazandıktan sonra sinemaya başladı. 1963 yılına kadar bazı filmlerde baş rol, bazılarında da karakter rollerinde oynadı. Daha sonra ABD ye gitti. Otuz yıl orada çalıştıktan sonra Türkiye'ye döndü. Halen İstanbul'da yaşayan sanatçı, yaz aylarını Çanakkale'de geçirmektedir.
Gerçek adı Ayhan Gürsoy olan Gülderen Ece, 1 ocak 1930'da Çanakkale'de doğdu.1951 de yapılan bir güzellik yarışmasını kazandıktan sonra sinemaya başladı. 1963 yılına kadar bazı filmlerde baş rol, bazılarında da karakter rollerinde oynadı. Daha sonra ABD ye gitti. Otuz yıl orada çalıştıktan sonra Türkiye'ye döndü. Halen İstanbul'da yaşayan sanatçı, yaz aylarını Çanakkale'de geçirmektedir.
Rol Aldığı Filmler: Macera
Kadını1964, Iztırap Çocukları1964, Kırk Küçük Anne1964, Zifaf Gecesi1963, Yolcu
(Melahat)1963, Yavaş Yürü1962, Minnoş1961, Deli Gönül1961, Yörük Aşkı1960, Denize
İnen Sokak1960, Sevdaya Koşanlar1959, Cilalı İbo Yıldızlar Arasında (Mine)1959,
Elveda (Gülten)1958, Son Nefes (Gül)1958, Kadifeden Kesesi1956, Kısmet1956, Yalancının
Mumu1956, Körlerin Şarkısı1956, Günahkar Baba (Şükran)1955, Çılgınlar
Cehennemi1954, Çifte Kavrulmuş1953, Zıt Kardeşler Polis Hafiyesi1953, Kore'de
Türk Kahramanları1951
Ekrem DÜMER
15 Ekim 1928 İstanbul - 9 Mart 2000 İstanbulSinema, Tiyatro ve dizi film
oyuncusu
Kendisi gibi oyuncu olan Yalçın Dümer'in babasıdır. 1937-1947 yıllarında halkevlerindeki amatör yıllarının ardından 1947 yılında Sadi Tek Tiyatrosu'nda "Bıçaklı Sabbenk" adlı oyunla sahneye merhaba dedi. Sonra sırasıyla Tevhid Bilge ve Aziz Basmacı tiyatrolarında "Süt Kardeşler" adlı oyunu sergiledi. Tiyatroda birçok oyunda oynayan Ekrem Dümer, 1954 yılından sonra sinemaya yöneldi.
Ticaret Lisesi'nden mezun olan Ekrem Dümer, sanat yaşamına 1950'de ‘‘Ceza Kanunu’’ isimli tiyatro oyunuyla atıldı. Ses, İstanbul ve Muzaffer Hepgüler tiyatrolarında çalıştı. Sinemada genellikle karakter rollerinde oynadı. Filmlerde pek çok doktor rolü oynamış, kötü haberi veren kişi olma riskini almıştır.
Atla gel şaban filminde kahvede ganyan oynayan adam, kapıcılar kralı filminde apartmanın doktoru, Orta Direk Şaban'da zam olmadığını öğrenince deliren doktor, Sezercik Küçük Mücahit filminde Eoka çetesinin öldürdüğü Sezerciğin üvey babası oyuncunun canlandırdığı tipleme ve rollerden bir kaçıdır.
Türk tiyatro ve sinemasının 40 yıllık oyuncusu Ekrem Dümer, amansız hastalığa yenik düştü. Dümer, tedavi altına alındığı İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisi'nde 9 Mart 2000 günü akşam saat 23.50'de vefat etti.
Ekrem Dümer için ertesi gün Şehir Tiyatroları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde bir tören yapıldı. Cenaze daha sonra öğle namazının ardından Şişli Camii'nden kaldırılarak İstanbul Feriköy Mezarlığında toprağa verildi.
Dümer, ölmek için ödülünü beklemişti
Ekrem Dümer, ölümünden bir kaç gün önce Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Kültür Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Vakfı'nın desteğiyle düzenlediği ‘‘Çeyrek Asrı Aşan Gurur Tablosu’’ gecesinde mesleğine 25 yılı aşkın süre hizmet eden tiyatro, sinema ve ses sanatçılarına verilen ‘‘Hizmet ve Onur Ödülü’’nü alacağını öğrenmişti. Rahatsızlığı yüzünden törene katılamayan Ekrem Dümer, vakıf yetkililerine, ölümünün yakın olduğunu, ancak ödül eline ulaşmadan ölmeyeceğini söyledi. Dümer, ödül törenini organize eden vakıf yetkililerine, ‘‘Dönüşü olmayan bir yola girdik. Ama ödülümü mutlaka istiyorum. Eşimin başımdan ayrılmasını istemiyorum, ama onu mutlaka törene göndereceğim. Ödülü bekleyeceğim’’ demişti.
Dümer, ödül töreninin yapıldığı 7 Mart günü sabahı fenalaşarak İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisi'ne kaldırıldı. Ağır hasta olmasına rağmen eşi Nejla Dümer'in aynı akşam ödül törenine katılmasında ısrar eden Ekrem Dümer, ödül plaketi hastaneye ulaştıktan kısa süre sonra hayata gözlerini yumdu.
Dümer, ödül töreninin yapıldığı 7 Mart günü sabahı fenalaşarak İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Servisi'ne kaldırıldı. Ağır hasta olmasına rağmen eşi Nejla Dümer'in aynı akşam ödül törenine katılmasında ısrar eden Ekrem Dümer, ödül plaketi hastaneye ulaştıktan kısa süre sonra hayata gözlerini yumdu.
Rol Aldığı Bazı Filmler: Naylon Kemal (Baş Komiser, 1998), Nice Yıllardan Sonra (Orhan, 1997), Kadın Severse (Dayı, 1994), Hasat / Hacı Bayram-ı Veli Hz. (Şeyh Hamidüddin, 1993)Varyemez (Hakim, 1991), Yalı (Doktor, 1990), Fosforlu (Hüsnü, 1989), Dehşet Gecesi (Doktor, 1989), Öğretmen (Köydeki Okulun Müdürü, 1988), O Bir Melekti (Savcı, 1987), Kurtar Beni (Salih'in Hocası, 1987), Değirmen (Saray Nazırı, 1986), Çıplak Vatandaş (Müdür, 1985), Suçlu Gençlik (Cezmi Demirtaş, 1985), Acı (Polis, 1984), Dolap Beygiri (Yazı İşleri Müdürü, 1982), Aşkların En Güzeli (1982), Şaka Yapma (Komiser, 1981), Gerzek Şaban (Emniyet Amiri)1980), Boynu Bükük (1980), Bekçiler Kralı (Diploma Törenindeki Yetkili, 1979),Aşkın Gözyaşları (Doktor, 1979), Aşkı Ben mi Yarattım (1979), İşte Bizim Hikayemiz (1978), İyi Aile Çocuğu (Banka Yöneticisi, 1978), İnsanları Seveceksin (1978), Ölüm Çemberi / Kanlı Hayat (Komiser, 1978), Baskın (Doktor, 1977), Baraj (Orhan'ın Alacaklısı, 1977), , Cani (Banka Görevlisi, 1976), Bulunmaz Uşak (İşadamı, 1976), Baş Belası (Polis, 1976), Şafakta Buluşalım (Doktor, 1975), Ah Nerede (Nikah Memuru, 1975), Acele Koca Aranıyor (Doktor, 1975), Yumurcak / Veda (1974), Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (Polis Memuru, 1974), 100 Lira ile Evlenilmez (Sedat, 1974), İkibin Yılın Sevgilisi (Nedim, 1973), Acı Hayat (Doktor, 1973), Şehvet Kurbanı (Cahit'in İş Arkadaşı, 1972), Yumurcak Küçük Şahit (Doktor, 1972), Şeytana Uyduk Bir Kere (1971), , nneler ve , ızları (Bekir, 1971), Fadime (Komiser, 1970), Kirli Yüzlü Melek (Doktor, 1969), Boş Çerçeve (Doktor, 1969), Ölüm Temizler (1966), Hancı (1961),
İsmail DÜMBÜLLÜ
(1897 İstanbul - 5 Kasım 1973) Geleneksel
Türk Tiyatrosunun son temsilcisi, Orta oyunu ve Tulûat sanatçısı.
Üsküdar Süleymanağa Mahallesinde doğmuştur. Babası II.
Abdülhamid’in silahşörlerinden Zeynel Abidin Efendi, annesi Fatma Azize Hanım’dır
Sahne ve sinema oyuncusu İsmail Dümbüllü tuluat geleneğinden yetişti. Birçok Türk
seyirlik oyununun ve çeşitli oyunculuk tekniklerinin günümüze aktarılmasını sağlamış,
ortaoyunu, operet ve filmlerdeki rolleriyle öne çıkmıştır..
Üsküdar İttihat-ı Terakki Mektebi’ni bitirdikten sonra
askeri ortaokuluna başladı. Tiyatro merakı yüzünden askeri ortaokulunun üçüncü sınıfından
ayrıldı. Önceleri amatör olarak Karagöz Hüseyin‘in sahnesinde oynayan Dümbüllü,
sonraları, profesyonel olarak, Kel Hasan‘ın tiyatrolarında sahneye çıktı. 30 yaşına
kadar Kel Hasan’ın yanında çalıştı. Bu dönemde Kavuklu Hamdi, Naşid, Abdi, Küçük
İsmail, Abdürrezak gibi dönemin ünlü ortaoyuncularıyla tuluat tiyatrosunda oynadı,
Geleneksel kavuğu Kel Hasan’dan aldı. Kendiside,
ölmeden bu kavuğu Münir Özkul‘a devretti. 1989 yılında da ortaoyuncular kavuğu Ferhan
Şensoy‘a devroldu.
Dümbüllü, Tevfik İnce ile birlikte kendi topluluğunu
kurarak 1928 yılında perdesini Direklerarası‘ndaki Hilal Tiyatrosu‘nda açtı.
1933‘den sonra Anadolu turnelerine çıktı. Dönemin tiyatro anlayışı ve beğenisi
giderek değişmesine rağmen Naşid’in ölümünden sonra geleneksek tiyatronun en
ünlü adı oldu ve ortaoyunu geleneğini tek başına sürdürdü. Bu dönemde Ayşem, Cebe
Gitti, Bülbül gibi operetlerde de oynadı.
II.Dünya Savaşı yıllarından sonra özgün ses tonu, saf
görünüşü ve sevimli mimikleriyle 1947‘de itibaren sinemada da görünmeye başladı.
Memiş (1947), Dümbüllü Macera Peşinde (1948) ve Keloğlan (1948) filmlerinde başrol
oynadı.
Harman sonu(1950), İncili Çavuş(1952), Ne Sihirdir Ne
Keramet(1951), Sihirli define(1951) adlı filmlerde ününü pekiştirdi. Ancak bir
çok eleştirmene göre, çok seyirci toplamasına karşın, filmlerdeki Dümbüllü, tiyatrocu
Dümbüllü kadar başarılı olamamıştı.
Kel Hasan’dan ortaoyunu konusunda öğrendiklerini kendi
kişiliğiyle birleştirerek oluşturduğu “Dümbüllü Tarzı”nı hem sahnede hem de perde
de sergilemeyi sürdürdü. 1953‘de Kırk Gün Kırk Gece, 1954‘de Mihrimah Sultan, 1956‘da
Dümbüllü Tarzangibi filmlerde oynadı. 1968‘de jübile yaparak tiyatroyu bıraktı.
Ama sanattan kopmayarak zaman zaman sahneye çıkmayı ve radyo oyunlarında yer
almayı sürdürdü.
Oynadığı oyunlardan en çok Gözlemeci, Kavuklu’ya Hile,
Çifte Hamamlar, Ters Biyav ve Kanlı Nigar’ı severdi. Oynadığı filmlerde de en çok
Nasreddin Hoca ile özdeşleşmişti. Bilinen adıyla Dümbüllü İsmail Efendi, ‘Dümbüllü’
adını nasıl aldığını şöyle anlatır: “Peruz Hanım vardı kantocu, Samran’dan evvel.
Bu Peruz Hanım o zamanın en birinci kantocusuydu. Hem de beste yapar, güftesini
de kendisi yazardı. Dümbüllü diye bir kanto söylerdi. Buna bir gazel ilave ederek
söylemeye başladım. ‘Dümbüllü, Dümbüllü, Gabarala, mabarala, Dümbüllü’ diye oynardık.
Böylece Dümbüllü adı üzerimde kaldı”.
İsmail Dümbüllü, 1970 yılında Çalıkuşu Operetinde;
Nurhan Damcıoğlu ve Halit Akçatepe ile birlikte oynamıştır. Bir trafik kazasının
bir ay sonrasında 5 Kasım1973’de İstanbul’da 76 yaşında öldü. Kabri, Üsküdar’da
Karacaahmet Mezarlığı’ndadır.
Oktar DURUKAN
10
Kasım 1937 - İstanbul - 2007 – İstanbul
Haydar Paşa Lisesi’nden mezun oldu. Oyunculuğa
1958 yılında O Günden Sonra filmiyle başladı. Yak Bir Sigara (1960), On Korkusuz
Adam (1964), Günahsızlar (1968), Kalbimin Sahibi (1969), Kanlı Değirmen (1972),
Son Düello (1972), Tosun Paşa (1976), Töre (1978), Talihsizler (1987), Sevgi
Kuşları (1994), Bulutları Beklerken (2004) gibi çok sayıda filmde rol aldı. Bir
süre başrollerde rol aldıktan sonra karakter rolleri canlandırdı. İlerleyen yıllarda
gazete ve dergi fotoromanlarında ve daha sonraları televizyon filmleri ve dizilerde
rol aldı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





