28 Şubat 2020 Cuma

Feri CANSEL



“Feriha Cansel”  (7 Temmuz 1944 efkoşa - 2 Eylül 198 İzmir) Feriha Cansel’in 39 yaşında, birlikte yaşadığı adamın kurşunuyla son bulacak hayat hikayesi 7 Temmuz 1944’te Lefkoşa’da başladı. O dönem Lefkoşa’da karma eğitim veren tek okul olan Atatürk Ortaokulu’nda okudu. Annesinin namazında niyazında bir kadın olduğu söylenir. Babası ise Londra’da kafe işletiyordu.
İlk gençliğini Kıbrıs’ta yaşadı. Erken yaşta kendisinden 15 yaş büyük bir erkekle evlendirildi. 19 yaşında bir kızı oldu. Adını ‘Zümrüt’ koydu. Aynı zamanda İngiltere vatandaşıydı. Londra’da Hairdressing School ‘u bitirdi. Bir süre kuaförlük yaptı. Sonra herkesin Avrupa’ya gitmek için her yolu denediği bir dönemde turist vizesiyle, Türkiye’ye geldi. Çalışma ve oturma izni olmadığı için en fazla 6 ay kalabilecekti Türkiye’de. İstanbul’da dansözlük yapan Kıbrıslı bir arkadaşını buldu. Birlikte Pangaltı’da bir ev tuttular.
1964 yılında Taksim’deki Parisien Kulüp’te ‘servis hostesi’ olarak iş buldu. Bir süre sonra da aynı kulüpte striptiz yapmaya başladı. Kısa sürede Yeşilçam’ın dikkatini çekti. 1964 yılında Nedim Otyam’ın çektiği Kan ve Gurur filminde Ahmet Mekin’le birlikte kameraların karşısındaydı.
Sonra arka arkaya film teklifleri geldi. Sadri Alışık’la Filiz Akın’ın oynadığı ‘Bekar Odası’ gibi filmlerde küçük roller aldı. Ekrem Bora ve Selda Alkor’un oynadığı Evlat Uğruna’da ise daha dişe dokunur bir rolü vardı. 1969 yılına kadar 12 filmde rol aldı.
60’lı yılların sonunda Yılmaz Güney’le tanışması belki de o güne kadar yaşadığı en önemli olaydı:


“Yılmaz Türkiye’de tanıdığım en iyi insan. Düşündüğünü aklından geçeni dobra dobra söyleyen bir erkek. Yakışıklı güçlü, bilgili haşin, Kaya gibi. 13 yaşımda kendimden 15 yaş büyük bir erkekle evlendiğim için hayatım boyunca Yılmaz gibi her arzu ettiğini alan daha doğrusu koparan bir erkekle tanışmayı arzu ettim. Allah’a şükür hayallerim gerçek oldu, aradığım erkeği buldum. Yılmaz’a bağlıyım, onu seviyorum. İnşallah sonunda hüsrana uğramam bu mutlu beraberliği mutlu bir sonla noktalarım.” Bir süre birlikte yaşadılar. Hatta Yılmaz Güney’in onu, “Nişanlım” diye çevresindekilere tanıştırdığı da rivayetler arasında. Ama bu ilişki uzun sürmedi. O Çirkin Kral’la evlilik hayalleri kurarken Yılmaz Güney, Umut’la başlayıp, Yol’la tüm dünyaya ulaşacak yeni bir sinemanın kapasını aralamaya çalışıyordu. Kısa süre sonra ayrıldılar. Bu ayrılık Feriha’nın yalnız evlilik hayallerini değil, Türk vatandaşlığını elde etme hayallerini de yıkmıştı.
Hâlâ oturma izni alamadığı için 6 ayda bir yurtdışına çıkması gerekiyordu. Şöyle bir haber çıkmıştı mesela o dönem magazin basınında:

“Geçen hafta Türkiye’deki çalışma izni biten Feri Cansel, 3 katlı bir pastayla uçağa binip Kıbrıs’a gitti. Lefkoşa’da, İbni Sina sokağındaki ana evine gitti. Orada oturan kızı Zümrüt’ün doğum gününde bulundu ve 3 gün sonra tekrar Türkiye’ye döndü, tabii bu arada formaliteler halledilmiş, Cansel. 6 aylık bir çalışma izni daha koparmıştı.”
Ama kaçak olarak çalışması gittikçe zorlaşıyordu. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Muzaffer Çağlar’ın basına yaptığı şu açıklama iyice artırdı tedirginliğini:

“Cihangir Gaffari ile Feri Cansel 5682 sayılı kanun hükümleri dahilinde Türkiye’de icrayı sanat etmektedirler. Çalışma müsaadeleri yenilenmezse, zararlı faaliyetlerde bulundukları tespit edilirse bu şekilde hareket eden diğer yabancılar gibi, her ikisi de yurt dışına çıkarılırlar ve tahmin ederim, bir daha kolay kolay Türkiye’ye dönemezler.”
Çareyi formalite evliliği yapmakta buldu. 1971 yılında Yusuf İzzettin Tuzcu adlı bir kapıcıyla 6 bin liraya anlaşarak evlendi. Beyoğlu Evlendirme Dairesi’nde kıyılan nikahla Feriha Tuzcu adını alarak Türk vatandaşlığını kazanmıştı. Tuzcu’dan 3 ay sonra ‘şiddetli geçimsizlik’ gerekçesiyle boşandı. Derken 70’li yıllar… Yeşilçam’da daha sonra kimsenin hatırlamak istemeyeceği seks filmleri furyası başladı. Erkeklerin erkekler için çektiği ve kimsenin kendi mahallesindeki sinemalarda izlemediği filmlerdi bunlar. Yeşilçam’da yıldızı yeni yeni parlayan ancak arkasında sağlam bir destek ve maddi güç olmayan birçok kadın oyuncu gibi o da bu filmlerin içinde buldu kendini.
Bir keresinde bir programda o meşhur Kıbrıs şivesiyle şöyle demişti: “Çıplak dünyanın her yerinde var. Tamam mı abi?.. Almanya’da şakır şakır muamele filmleri oynuyor. Soyunmayanlar benden ya da benim gibi soyunan arkadaşlarımdan daha iyi oyuncu mu? Hiçbirimiz teşhir hastası değiliz. Ne var ki, senaryo öyle gerektirdiği, seyirci de öyle istediği için soyunuyoruz.”
Helal Sana Behçet, Ah Deme Oh De, Hasan Asmaz Basan Alır, Ye Beni Mahmut ve daha adı saymaya değmez onlarca filmde rol aldı. Bir yandan diğer filmlerde de yan karakter olarak boy gösteriyordu. Ancak bu filmlerden kazandığı parayla geçinmesi mümkün değildi. Şan dersi alıp gazinolarda sahneye çıkmaya başladı. Sahneye çıkınca bahtı da açılmıştı! Ankara’nın önde gelen ailelerinden birinin oğlu olan işadamı Yusuf Tereyağoğlu’nun dikkatini çekti.
İlk evliliğinde nikah şahitliğini Süleyman Demirel’in yaptığı Yusuf Tereyağoğlu, karısından boşanmıştı. 12 Temmuz 1976 günü kıyılan nikahla hayatlarını birleştirdiler. Bu evlilik de üç yıl sürdü. 1979 yılında boşandılar. 70’lerin sonlarına doğru seks filmleri furyası sona ermeye başladı. O filmlerde oynayan birçok kadın oyuncu Yeşilçam’ı terk etmiş ya da terk etmek zorunda kalmıştı. Erkek oyuncular saygın birer sanatçı olarak yollarına devam ederken birçok yönetmen bu filmlerde rol alan kadınlara vebalı muamelesi yaptı. O ise 80’lere kadar bu filmlerde boy göstermeyi sürdürdü. Hatta Sylvia Kristel’in oynadığı Emmanuelle serisine gönderme yapılarak çekilen Kasımpaşalı Emmanuelle de o dönemde çekilen filmlerden biriydi.
1979’da konser için gittiği İzmir’de tanıştığı ticaretle uğraşan Melih Ük’e aşık oldu. Sonra Melih Ük de İstanbul’a taşındı birlikte yaşamaya başladılar. Hatta Moda’da Zümrüt adını verdikleri bir market açtılar. Her seferinde olduğu gibi bu kez gerçek aşkı bulduğuna inanıyordu. 35 yaşındaydı. Kızı Zümrüt dahil bir çok arkadaşı Feri Cansel’le Melih Ük’ün birbirini çok sevdiğini anlatır.
Ancak Melih Ük evli, ilişkileri de inişli çıkışlıydı.
1983 yılında gelindiğinde daha çok gazinolarda şarkı söyleyerek hayatını kazanıyordu.
Ağustos ayında, Bursa Köşk Gazinosu’nda program yapmak için 13 milyon liraya anlaşmıştı. 1 Eylül akşamı Cihangir Akyol Sokak’taki evinde hazırlıklarını yapmış, sabah Bursa’ya gidecekti.
Evde kızı Zümrüt, arkadaşları Pakize Songül Hay ve Seyfi Dursunoğlu ile birlikte oturmuş sohbet ediyorlardı. Geç saatlerde Melih Ük geldi. Sarhoştu.
Bundan sonra yaşananları kızı Zümrüt şöyle anlatıyor: “Annem bazı şahsi eşyalarını almak için gelen Melih’le tartışırken ben odamdan çıktım. Annem ağlıyordu. Bir ara içeri girdim. Melih’in elinde silah vardı. Önce şakayla annemi korkuttuğunu sanmıştım. Silah sesleriyle içeri tekrar girdiğimde annemin duvara sürtünerek yere düştüğünü gördüm.. Tekrar silah patladı ve şuursuzca annemin üzerine kapandığımı hatırlıyorum. Bu ara namludan çıkan kurşunlardan biri alnımı sıyırarak geçmişti.”
Çığlıkları duyan apartmanın kapıcısı Halis Kaymak hemen daireye koşar. Melih Ük kayıplara karışmıştır (bir süre sonra polis Moda’da yakalar). Feri Cansel hâlâ hayattadır. Halis Kaymak ve diğer komşuları tarafından Taksim İlkyardım Hastanesi’ne kaldırılır. Ancak kurtarılamaz, 2 Eylül 1983’ün ilk saatlerinde hayata gözlerini yumar.
Cenaze namazı 6 Eylül 1983’te Şişli Camii’nde kılındı. Ekrem Bora, Mine Soley, Mine Mutlu, Serdar Gökhan, Turgut Özatay, Önder Somer ve Serpil Örümcer gibi isimlerin yer aldığı az sayıda dostu gelmişti son yolculuğuna uğurlamaya. Yakınları aralarında topladığı parayla cenazesini Kıbrıs’a gönderdiler. Lefkoşa Mezarlığı’nda birkaç eski tanıdığının katıldığı bir cenaze namazının ardından sessizce toprağa verildi. (Kyn: Süleyman Çeliker  Duvar) 
https://www.gazeteduvar.com.tr/sinema/2016/09/03/peruklarini-yakin-kullerini-savurun-feri-cansel/

Rol aldığı filmler: Gözüm Gibi Sevdim (Esra)1982, Kasımpaşalı Emanuel1979, Şaşırtma Beni1979, Leyla, Necla, Mücella1979, Kendin Pişir Kendin Ye1978, Taşı Toprağı Altın Şehir1978, On Çok Çok İyi1977, Al Gülüm Ver Gülüm1977, Kara Bomba1977, Kadın Çapkın Olunca (Leyla)1976, Beş Dakikada Beşiktaş (Feri)1976, Hababam Git Hababam Gel (Zeynep)1975, Hoppala (Jale)1975, Kadınlar1975, Röntgenci Şakir1975, İt Adası (Sarı Necmiye)1975, Ah Bu Kadınlar1975, Hasan Almaz Basan Alır1975, İnce Memet Vuruldu1975, Ye Beni Mahmut1975, Fıstık Kızlar (Feri)1975, Trafik Cemal (Dolares)1975, Sev Doya Doya1975, Ne Hakem1974, Dört Hergele1974, Zindan (Maria/Gülüm)1974, Silah Kardeş Elinde1974, Kara Murat Ölüm Emri (Prenses Olimpia)1974, Ah Deme Oh De (Misafir Oyuncu)1974, Büyük Şamata1973, Balıkçı Osman (Meral)1973, Helal Sana Behçet (Aysel)1973, Ölüm Satanlar (Semra)1973, Ben Böyle Doğdum (Leyla)1973, Aşk ve Cinayet Meleği (Alev)1972, Arslanların Ölümü (Emel)1972, Kırk Yalan Memiş (Lale)1972, Cevriye'nin Kızları (Gamze)1972, , Ölmek Var Dönmek Yok (Maria)1972, Satılık Kadın (Nevin)1972, Kahpe Tuzağı (Selma)1972, Benimle Sevişir misin (Elif)1972, Karmen (Karmen)1972, Merhaba Tatlım1972, Oğlum (Semra)1972, Akma Tuna (Nadezya)1972, Elveda Meyhaneci (Pınar)1972, , Yıldırım Ajan (Lila)1972, Kurban1972, Ya Sev ya Öldür1972, Ali Baba ve Kırk Haramiler (Mihriban)1971, İdamlık1971, Gönül Hırsızı (Huriye)1971, Kavanoz Dipli Dünya (Selma)1971, Baybars Asya'nın Tek Atlısı (Irena)1971, Kadırgalı Ali1971, Ölümden Korkmuyorum (Selma)1971, Dadaloğlu (Elif)1971, Gizli Aşk (Gönül)1971, İşte Deve İşte Hendek1971, Kanunsuz Sokak (Tülay)1971, Kara Cellat (Selma)1971, Belanın Kralı (Sevda)1971, Her Kurşuna Bir Ölü (Susan)1971, Kötüler Affedilmez1971, Turist Ömer Boğa Güreşçisi (Rosalia)1971, Kurşun Memed (Betty)1971, Ayıp Ettin Şemsettin1971, Yırtık Niyazi1971, Mezarını Kaz Beni Bekle (Nimet)1971, Zehir Hafiye1971, Kadifeden Kesesi (Nesrin)1971, Jilet Kazım1971, Kurşunla Selamlarım (Şarkıcı)1971, Ölümünü Kendin Seç1971, ilahlar Susmasın1971, İbiş New York Canavarı1971, Krallar Kralı Hüdaerdi (Oya)1971, Malkoçoğlu ve Cem Sultan (Çingene)1970, Fıstık Gibi (Gülten)1970, Ali ile Veli1970, Cehennemde Şenlik Var1970, , emir Yumruk : Devler Geliyor , (Meral / Zakof'un Sekreteri)1970, Erkek Gibi Ölenler (Nermin)1970, Hippi Perihan (Hippi Perihan)1970, Kan ve Tabanca (Nesrin)1970, Turist Ömer Yamyamlar Arasında (Beyaz Panter)1970, Kızım Sana Emanet (Mahpare)1970, Korsan Adam (Cansel)1970, Maskeli Şeytan (Feri/Şarkıcı)1970, Ölüm Çemberi (Cansel)1970, Son Söz Benim (Ayşe/Kleopatra)1970, Üç Kral Serseri (Zeynep)1970, Şıllık1970, Kanıma Kan İsterim1970, Püsküllü Bela1970, Gülüm Nuri1970, Erkeklik Öldü mü Abiler1970, Adım Kan Soyadım Silah1970, Kördüğüm1970, İki Cesur Adam1970, Casus Kıran Yedi Canlı Adam1970, Bana Derler Fosforlu1969, Ayşecik Yuvanın Bekçileri1969, Bir Çirkin Adam (Feri)1969, Aşk Mabudesi1969, Bu Ne Biçim Hayat (Suzan)1969, Kınalı Keklik (Jale)1969, Hayat Kavgası (Şule)1969, Turist Ömer Arabistan'da1969, Belanın Yedi Türlüsü (Feri)1969, Sazlı Damın Kahpesi (Muhteşem)1969, Sevdalı Gelin1969, Hüzünlü Aşk1969, Izdırap Şarkısı1969, , Kurşunların Kanunu1969, Cilveli Kız (Okşan)1969, Demir Pençe1969, Vatansızlar1969, Ömercik Babasının Oğlu1969, Yılan Soyu (Irma)1969, Erikler Çiçek Açtı (Magdelana)1968, Mazimdeki Kadın1968, Nilgün (Zülma)1968, Ömrümün Tek Gecesi (Gülderen)1968, Şeyh Ahmet1968, Evlat Uğruna1967, Bekar Odası1967




Hayri CANER


(1936 - İstanbul -  06 Mayıs 1998 – İstanbul)  Bir süre Çapa Eğitim Enstitüsü’nde okudu. 1954’te Tarık Buğra’nın yönetimindeki Türkiye Spor gazetesinde spor öyküleri yazarak gazeteciliğe başladı. Aynı yıl içerisinde Akşam gazetesinde film eleştirileri yazdı. Ayrıca Sinema Sanatı, Akademik Sinema, Sinema Ekspres, Film Market gibi dergiler çıkardı. Sinemaya 1961 yılında Küçük Dünya filmi ile oyuncu olarak adım attı. Yaralı Aslan (1963), Aşkların En Güzeli (1964), Bekçi Murtaza (1965), İntikam Saati (1971), Suçlu Gençlik (1985), Tokatçılar (1986) filmlerinde rol aldı. 

Oyunculuğun yanı sıra Vur Gözünün Üstüne (1964) filminde senaristlik ve yönetmenlik yaptı. Ayrıca Yeşil Gözlü Bir Melek adlı bir roman kaleme alan Caner, çeşitli gazetelerde yazdığı film eleştirisi yazılarını Türkan Şoray’ın Kucağındaki Ölü Martı adlı kitabında topladı. 6 Mayıs 1998 günü siroz nedeniyle kaldırıldığı hastanede vefat etti.

Rol aldığı filmler: Hüzün Çemberi1988, Tokatçılar1986, Kızlar Sınıfı Tatilde1986, Ben Milyoner Değilim (Kavruk)1986, Kader Böyle İstedi1986, Tarzan Rıfkı1986, Yapayalnız1986, Ekmek Elden Su Gölden (Hayri)1985, Para Babası1985, Sosyete Şaban1985, Suçlu Gençlik1985, Her Şeyim Sensin1985, Kızlar Sınıfı Yarışıyor1985, Ortadirek Şaban1984, Atla Gel Şaban1984, Güldürme Beni1984, Halk Düşmanı1984, Karanfilli Naciye1984, Talihsizler1973, Asi Kalpler1972, apkınlar Şahı (Kekeme)1972, Hesabı Görelim1971, Alaaddin'in Lambası (Bücür)1971, İkisi de Zımba1971, Gelin Çiçeği1971, Oyun Bitti1971, İntikam Saati1971, Mavi Eşarp1971, K, rallar Kralı Hüdaerdi , Hüdaerdi)1971, Sinderella1971, Nasreddin Hoca1971, Tanrı Şahidimdir1971, Kahreden Arzular1971, Erkeklik Öldü mü Abiler1970, Sana Dönmeyeceğim1969,  Aslan Yürekli Reşat1967, Baybora'nın Oğlu Karaoğlan1966,  Aşkın Kanunu Yoktur1966, Kenarın Dilberi (Darbukacı)1966, Arzunun Bedeli1966, İstanbul Kazan Ben Kepçe1965, Hacı Baba1965, Bekçi Murtaza1965, Sevişmek Yasak1965, Hostes Hanım1964, Muhteşem Serseri1964, Yaşasın Hayat1964, Halk Çocuğu1964, Kocaoğlan1964,  Gel Barışalım1964, Keşanlı Ali Destanı1964, Yiğitler Yatağı1964, Bana Derler Külhanlı1964, Prangasız Mahkumlar1964, Tophaneli Osman1964, Hayat Kavgası (Dublaj Artisti)1964, Ayşecik Çıtı Pıtı Kız1964, Sıkı Dur Geliyorum1964, Aşkların En Güzeli1964, Plajda Sevişelim1964, Yarın Bizimdir1963, Yaralı Aslan (Cengiz)1963, Çalınan Aşk1963, Kelebekler Çift Uçar1963, Geçim Dünyası1963, Meçhule Gidenler1962, Belalı Torun (Kikirik)1962, Elalem Ne Der1962, Geçti Buranın Pazarı1962, Külhan Aşkı (Ali)1962, Küçük Dünya1961




Türkan CAN



 (1920 - İstanbul – ?  )
Sanat yaşamına Sadi Tek Tiyatrosu'nda  başladı. Sonra sırasıyla Ses Opereti, Muhlis Sabahattin Opereti, 1942'de Raşit Rıza'da "Beni Öpünüz" ve Ulvi Uraz Tiyatrosu'nda sahneye çıktı. Bir süre Ankara Başkent Tiyatrosu'nda çalıştı. Tiyatro oyunculuğunun yanı sıra az sayıda filmde oyunculuk yaptı.

Rol aldığı Filmler: İstanbul'un Fethi (Antonina)1951, Dudaktan albe1951, İstanbul Çiçekleri1951, Seni Unutamadım1951, Bir Fırtına Gecesi 1950

Ali CAĞALOĞLU


 5 Ağustos 1930 İstanbul/İstinye  24 Haziran 2011  İstanbul,Beykoz, stanbul'un Cağaloğlu semtine adını veren Cağaloğlu Rüstem Paşa'nın torunu olan sanatçı, Adapazarı Halkevi tiyatro kolunun, Adapazarı'nda yerel tiyatronun ilk kurucularındandır. Tiyatro, sinema ve televizyonda çeşitli rollerde yer almıştır.

81 yaşındaki tiyatrocu, karaciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle tedavi görüyordu. Kendisinden haber alınamayınca çilingir yardımıyla Cağaloğlu'nun Kanlıca'daki evine girildi. Ünlü sanatçı yatağında ölü bulundu. Mezarı Kanlıca, Beykoz'da Mihrimah Sultan Mezarlığı'ndadır.

Rol aldığı filmler: Umut (Orhan Bey)2009, Çilekli Pasta (Misafir Oyuncu)2000, Kanca1986, Davacı1986, Sevgili Dayım (Hulusi)1977, Güneşli Bataklık (Cemal)1977, İntikam Meleği1976, Güler misin Ağlar mısın (Turizm Bakanı)1975, Yarınlar Bizim1975, Hayret 171975, Kuvvet Macunu (Naim)1975, Batsın Bu Dünya (Şakir Bey)1975, Baba Bizi Eversene1975, Eşkiya1966, Ölüm Yaklaşıyor 1966



Kenan BÜKE



   10 Mayıs 1918 - İstanbul - 03 Temmuz  1993 – İstanbul Tiyatro ve sinema oyuncusu  Vefa Lisesi’ni bitirdi. 1938 yılından itibaren Halk Evi sahnelerinde amatör olarak çalıştı. 1948 yılında Rıza Raşit Tiyatrosu’nda profesyonel oyuncu oldu. 1957 yılında Aziz Basmacı ve Saadettin Erbil ile Aksaray Bulvar Tiyatrosu’nu, 1970 yılında Kenan Büke Tiyatrosu’nu kurdu. Edi ile Büdü Tiyatrocu (1952), Ham Meyva (1957), Canevimden Vurdular (1962), Yaşasın Hayat (1964), Babamız Eğleniyor (1987) gibi çeşitli filmlerde rol aldı. 3 Temmuz 1993 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

Rol aldığı Filmler: Babamız Eğleniyor (Kamber)1987, Kırk Küçük Anne1964, Yaşasın Hayat1964, Çapraz Delikanlı (Hamit)1963, Sıralardaki Heyecanlar1963, Kadınlar Hep Aynıdır (Dilaver)1963, Boşver Doktor (Enver)1962, Canevimden Vurdular1962, Toto Ali Milyoner1961, Ayşem Kınalı Gelin1960 ,Annemi Arıyorum (Kenan)1959, Mavi Boncuk1958, Ham Meyva1957, Ebediyen Seninim1957, Zeyneb'in İntikamı1956, Öp Babanın Elini (Boksör Abdi / Mıstık)1955, Basmacı Güzeli1955, Izdırap Şarkısı1955, Uç Baba Torik1953, Edi ile Büdü Tiyatrocu1952



Behzat Hâki BUTAK



16 Ekim 1891, Bursa – 26 Ekim 1963, İstanbul Babası Bursa Islahhanesi Başkâtibi Halil Hâki Bey idi. Tiyatro ile ilk karşılaşması Mihaliç'e gelen "Gavril Tiyatro ve Cambaz Kumpanyası"nı seyretmesiyle oldu.

1906'da babasının ölümü üzerine İstanbul'a giderek Mercan İdadisi'ne girdi. Namık Kemal'in yapıtlarını getirdiği için okuldan uzaklaştırılınca ve Ticaret Okulu'na geçti. Resim ve tiyatroya ilgi duyuyordu. Hem ressam, hem orta oyuncusu olan Ressam Muazzez'den resim dersleri aldı.
Cumhuriyet Dönemi çağdaş Türk tiyatrosunun en önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, tiyatro çevrelerinde “Büyük Behzad” veya “Baba Behzad” olarak tanındı. Darülbedayi Osmani’nin (Şehir Tiyatroları) ilk katılımcılarından biri idi. Bu kurumda oyuncu, yönetmen, yönetici, dekoratör, turne düzenleyicisi, mali koordinatör olarak hizmet verdi. “Kayseri Gülleri" adlı oyundaki "Bodos Ağa" rolü ile ünlendi. Tiyatroculuğunun yanı sıra 36 filmde çeşitli roller alarak sinema oyunculuğu yaptı.
Para koleksiyonerliği yapan sanatçı, Türk nümizmatik tarihi açısından önemli isimler arasında yer alır.

Rol aldığı Filmler: Bahçevan (Tahir Baba, 1963), Billur Köşk (1962), Bülbül Yuvası (1961), Ölmeyen Aşk (Galip Dede, 1959), Son Beste (İhsan Hoca, 1955), Paydos (1954), Bozkurt Obası (1954), Yavuz Sultan Selim Ağlıyor (Filipos Amca, 1952), İstanbul Kan Ağlarken (1951), Zülkarın Gölgesinde (1950), Harmankaya (1948), Sonsuz Acı (1946), Kızılırmak Karakoyun (Hüseyin Ağa, 1946), Harman Sonu / Anadolu Köy Düğünü (1946), Domaniç Yolcusu / Unutulan Sır (1946), Yayla Kartalı (1945), Kıskanç (Yargıç, 1942), Kahveci Güzeli (Kahveci, 1941), Allah’ın Cenneti (Şevket, 1939), Aynaroz Kadısı (Adem Ağa, 1938), Aysel Bataklı Damın Kızı (Gülsüm'ün Babası, 1935), Leblebici Horhor Ağa (Leblebici Horhor, 1933), Karım Beni Aldatırsa (Avni, 1933), Bir Millet Uyanıyor (1932), İstanbul Sokaklarında (Hancı Halil Ağa, 1931), Kaçakçılar (Baba, 1929), Ankara Postası (Sütbaba, 1928), Sözde Kızlar (Behiç, 1924), Leblebici Horhor (Leblebici Horhor, 1923),

Orhan BORAN



 30 Haziran 1928, İstanbul - ö. 26 Mayıs 2012, İstanbul  Radyo ve televizyon sunucusu ve aktör. Edremit Cumhuriyet İlkokulu'nu bitirdikten sonra 1938 yılında yatılı olarak Galatasaray Lisesi'ne girdi. İlk sahne deneyimini Galatasaray Lisesi'nde okurken, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda rejisör olan ve okul temsillerini sahneye koyan Necdet Mahfi Ayral tarafından Molyer’in bir oyununda oynamak üzere seçildiğinde yaşadı.

1944 yılında babası Hikmet Boran'ı kaybetti. 1946 yılında Galatasaray Lisesi'nden mezun oldu ve Türkoloji Fakültesi'ne yazıldı. Fakat para kazanması lazımdı. Aynı yıl, Necdet Mahfi Ayral, kendisini Muhsin Ertuğrul ile tanıştırdı. İstanbul Şehir Tiyatroları'nda işe başladı ve Vasfi Rıza Zobu'nun talebi üzerine, birlikte oyunlar sergilediler. 17 civarında oyunda rol aldı.

Bir Fransız gurubuna yaptığı tercümanlık sonrası bu guruptan aldığı bir teklif üzerine, Paris, "Théâtre des Mathurins" Tiyatrosu'nda bir yıl kadar staj yaptı. Fakat tiyatroculuğa ısınamadı. Burada bazı sahne sanatçılarının esprili konuşmalar yaparak halkı güldürmesinden esinlendi, ülkesine döndüğünde değerlendirmeyi tasarladı.

En çok radyoya ilgi duyuyordu. Harbiye'deki 4 katlı bina olan İstanbul Radyoevi'nin açılmasından itibaren, (1949 - 1950 yılları arasında) okumakta olduğu Türkoloji Fakültesini 3. sınıftan terk edip, Ekrem Reşit Rey'in asistanı olarak girdiği memuriyet hayatında, temsil yayınları rejisörlüğü yaptı. O güne kadar düşünülmemiş olan; kamyonu Taksim'de durdurup insanları konuşturmak gibi yenilikler getirdiği pek çok programın yayınlanmasını kabul ettirdi.
Orhan Boran'ın, 1950 yılında, Elmadağ'da açılan Kervansaray gece kulübünde, sanatçıların sahne sırasını organize etmek üzere bir ek iş kabul etmesi sorun yarattı. İstanbul Radyosu yönetimi, kendi kadrosunda bulunan bir sanatçının barda çalışmasını hoş karşılamayınca, Orhan Boran, çok sevdiği radyodan ayrılmak zorunda kaldı.

Yeni işinde Paris, "Théâtre des Mathurins" tiyatrosundan edindiği tecrübelerle, yapmış olduğu anonslara, esprilerle renk katması çok beğenildi ve kısa süreli, esprili sohbetler yapması teklif edildi. Her geçen gün daha da beğenilen bu programlar, Orhan Boran'ın deyimiyle "Ayaküstü gırgır", bugünün stand-up sanatının Türkiye'de başlamasına vesile oldu. Aynı zamanda bir firma reklamı olan "11 soru bilgi yarışması" programını yaptı.

1956 yılında BBC'nin açmış olduğu sınavı, 220 kişi arasından birincilikle kazanarak Londra'ya gitti. Dünya Gazetesi'nin Londra muhabirliğini üstlendi. BBC Türkçe Servisi'nde pek çok program yaptı, haber okudu. 17 Şubat 1959'da, içinde Adnan Menderes'in de bulunduğu uçağın, Londra’nın 40 kilometre güneyindeki Gatwick Havaalanı civarında, iniş sırasında düştüğünü dünyaya ilk duyuran Orhan Boran oldu. Muhabirlikteki başarısı onu, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde önemli bir yere getirdi ve 25 yıllık yazarlık hayatının başlangıcına vesile oldu.

4 yıl kaldığı İngiltere'den, yakın dostu Şakir Eczacıbaşı'nın kendisini çağırması sonucu Türkiye'ye döndü. Firmaların ve bankaların bilgi yarışması programlarına yeniden başladı. Bu arada "Yuki" fikrini buldu. "Yuki" halk tarafından o kadar tutuldu ki, bir program olmaktan çıkıp bir fenomen oldu.
Sahne hayatını 1980 yılına kadar sürdüren Orhan Boran, televizyonlu günlerde de, elinde meşhur kocaman beyaz mendiliyle ekranlardaydı. TRT'de çalışmasının yanı sıra televizyonun da yıldızlarından oldu, reklam filmlerinde oynadı. Şan Tiyatrosu'nda sahnelenen "Müzikal Kahkaha" adını verdiği oyunla şovlarına veda etti. Gazeteciliğe ağırlık verdi ve ülkenin önde gelen gazetelerinde yazarlık, kendi deyimiyle "Kalem işçiliği" yaparak hayatını sürdürdü. 1994'te Show TV'de yayınlanan Şansını Dene yarışmasında yarışmacı olarak görev aldı.

2002 yılında yakalandığı kolon kanseri sebebiyle iki defa ameliyat geçirdi. "Hayatımın son yıllarını saçlarım dökülmüş olarak geçirmek istemiyorum. Öleceksem insan gibi bu halimle öleyim. Şu dünyayı sefil halde terk etmek istemiyorum. Hayranlarım beni hep bu halimle hatırlayacak, saçları dökülmüş olarak değil!" diyerek kemoterapi tedavisini reddetti.

10 Haziran 2005'te, Beşiktaş Kültür Merkezi'nin (BKM), "Orhan Boran Show" adıyla Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu'nda organize ettiği jübilede, 59 yıl emek verdiği meslek hayatına ve 25 yıl uzak kaldığı sahneye veda etmek üzere son kez sahne aldı.

26 Mayıs 2012'de hayata gözlerini yumdu. Zincirlikuyu Mezarlığına defnedildi.

Rol aldığı filmler: İçimizden Biri1960, Kaldırım Çiçeği1953, Söz Müdafaanındır1952, Yıldırım Beyazıt ve Timurlenk1952, Kanlı Döşek1949, Unutulan Sır1946